O Varsa

Bazen hayat seni köşene çeker.. Uzaklaşmak, dinlenmek, izlemek, sadece dinlemek istersin. Kısacası soyutlarsın kendini!

Ailen, dostların, arkadaşların ve daha birçok kişi yanında da olsa yoklarmış gibilerdir. Çünkü sen ruhunu sineye çekmişsindir. İhtiyacın olan bazen ruhunun doyması, okşanması, sevilmesidir.

Bazen de onun beğendiği rengi beğenmen, beğendiği o pembe ojeyi sürmen, onun sevdiği şarkıcının şarkılarını dinlemek, onun sevdiği rengin pijamasını giymek, onun sevdiği ortamlara gitmek, o ne seviyorsa onu sevmek istersin.

Onun uykudan uyandığı zamanki mayışık halini, gözlerini ovuşturmasını, esnemesini seyretmek istersin.

Akşam işten çıktığında yaşadıklarını sana anlattığında onunla o anları yaşamak, onu anlamak, ona yön göstermek istersin. O anları onunla yaşarcasına onu dinlemek istersin.

Onun sevdiği yemeği yapmak, onun sevdiği sosla süslemek istersin. Onunla beraber o sofrayı toplamak istersin.

Aynı filmi tekrar izlemeyi sevmesen de o istiyor o beğeniyor diye onunla beraber yeniden izlemek istersin.

Onunla kavgaların bile anlamlıdır. Seni anlamasını istersin, çünkü sadece bu dünyada anlayacaksa sadece onun anlayacağını düşünürsün, bilirsin.. Öyledir de..

O kavgaların sonunda onu üzdüğünü fark ettiğindeki o duyguyu seversin…

Tatil zamanı geldiğinde onunla olacağın için daha çok heyecanlanırsın, o vakit daha çabuk gelsin istersin.. Onun gidip görmek istediği yere gitmek istersin. Onunla gitmek istersin. O seviyor diye oranın havasını, suyunu seversin.

Seversin işte… Onunla olan her şeyi seversin.. Onu sevmeyi seversin, onunla kavga etmeyi seversin, sonra da özlemle sarılmayı özlersin..

Monoton hayatını renklendirecek kişinin sadece o olduğunu bilirsin.. Sabah kalk, kahvaltını yap, işe başla, işten çık eve gel, yemeğini ye.. Hafta sonu geldiğinde vakit geçsin diye aktivitelere katıl, yorulduktan sonra mola ver, bir yerde akşam yemeğini ye, sonra da bir sonraki günü aynı şekilde tekrarla.. Uyu, kalk ve yeniden başla..

O olsa bunların hepsinin anlam kazanacağını, renkleneceğini, yaşın kaç olursa olsun o olduğunda içinde hep bir çocuk coşkusu olacağını bilirsin..

Ama o gittiğinde kanatların kırılır, ne yapacağını bilemezsin, anlam veremezsin hiç bir şeye.. Onunla yaptığın her şeyi yalnız yapmaya başlarsın.. En önemlisi senden güçlüsü yoktur. Herkes sana imrenir, gezmelerine, tozlamalarına, ayakların üzerinde tek başına durmana, kazandığın paraya, gittiğin tatile imrenir..

Oysa ki sen bunları yaparken hep yalnızsındır. Ruhun yalnızdır, o içindeki küçük çocuk artık yoktur..

O çocuk da seni terk etmiştir… Fark edersin ki o olmadığı için değil, o çocuk gittiği için yalnızsındır..

O varken seni eğlendiren şarkıların o yokken anlam kazandığını fark edersin, o eğlendiğin pop şarkılarında bile ne olduğunu bilmediğin bir şey oturur içine..

Hani o yokken daha güçlü olan kişi var ya aslında içinde küçük bir serçe taşır artık.. Ne yapacağını bilemeyen korkan .. Yaralı serçeyi iyileştirecek biri varsa o da içten yara almış ama yine de güçlü kalmış kişidir..

O kişinin karşına çıkmasını çok istesen de maalesef her zaman çıkmaz.. Çünkü ruh ikizini her zaman bulamazsın. Eğer çıktıysa kaybetme.. O serçe yeniden bir çocuğa dönüşsün.. O çocuk ruhuyla yeniden başla hayata..

Hoşça kalın, huzurla kalın, en önemlisi aşkla kalın! 🙂

Pınar Ş.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s